Latest / 8. Gün 25. Saat / Sanat tarihinin en hüzünlü ve etkileyici figürü - Vincent van Gogh
Transcript
- 0:098 25'ten hepinize selamlar ben Fırat umarım iyisinizdir.
- 0:14Bu bölümde üzerine konuşacağımız hayat kelimenin tam anlamıyla
- 0:19yıldızlı ama bir o kadar da karanlık bir dehlis adamımızın
- 0:23adı. Vinson van hoe çoğumuz bu adamı
- 0:27kesi kulağıyla veya kahve kupalarımızı süsleyen o meşhur
- 0:32yıldızlı gece tablosuyla tanıyoruz ama inanın bana
- 0:35dostlar. Olay vitrinde gördüğümüz o renk
- 0:38cümbüşünden çok daha derin çok. Daha travmatik hepimiz biraz
- 0:42biraz birkaç bilgiye sahibizdir bu adam hakkında.
- 0:45Ama genellikle çok genel kalan bilgiler ya da sağdan soldan
- 0:49duyduğumuz bilgiler ve ben de araştırdığımda çok şaşırdığım
- 0:53detaylara ulaştım. Gelin bu detayları şimdi
- 0:56birlikte konuşalım. 1853'e hollanda'nın güneyinde hard
- 1:02sandert adında ufak sessiz sedasız bir kasabaya gidelim.
- 1:23Son dörtta bir pederin katı bir kalvinist papazın evindeyiz.
- 1:28Aile dindar kurallar sıkı ama asıl bomba şurada vinsont 30
- 1:34mart 1853'te doğuyor. Bundan tam bir yıl önce 30 mart
- 1:391852'de annesi bir ölü doğum yapıyor ve o ölen abinin adı da
- 1:44binsint aile. Düşünebiliyor musunuz yasını
- 1:47tuttuğu ölü çocuklarının adını yeni doğan çocuklarına veriyor.
- 1:51Bizim vinsont çocukluğu boyunca her pazar kiliseye giderken
- 1:55kilisenin bahçesinde kendi adının ve kendi doğum gününün
- 2:00yazdığı 1000 mezar taşının yanından geçiyor.
- 2:03Sürekli yaz tutan ölen ilk çocuğunun yerini doldurmaya
- 2:06çalışan bir annenin gözlerine bakarak büyüyor.
- 2:10Daha hayata bir sıfır değil eksi yüzden başlamak bu işte ruh
- 2:14hastası olmamak, melankoli ye batmamak elde mi abi?
- 2:18Yani o yalnızlık o ben aslında bir başkasının.
- 2:22Gemisi ta çocukluktan iliklerine kadar işliyor bu adamın.
- 2:26Peki bu çocuk büyüyünce ne yapacak?
- 2:28Ailesi bari düzgün bir işi olsun.
- 2:31Kafasıyla onu amcası sentin torpiliyle, hobelen c adında
- 2:36döneminden şaşaalı en havalı sanat galerilerinden birine
- 2:39kapağı attırıyor lahey, Londra Paris derken gençwinsent fena
- 2:44bir başlangıç yapmıyor aslında elinden işte geliyor,
- 2:47sanatçıları tanıyor fakat zamanla.
- 2:50Adamın osav idealist tarafı devreye giriyor.
- 2:54Sanatın böyle ticari bir meta gibi elma, armut gibi alınıp
- 2:58satılması midesini bulandırmaya başlıyor.
- 3:01Müşteri geliyor, galeri para kazanacak.
- 3:03Bizimki bunalmayın abi. Bu eser bir halta yaramaz.
- 3:06Bu bir çöp. Ruhu yok diye müşteriye
- 3:09azarlıyor. Sonuç tabii ki bizimkine
- 3:12basıyorlar. Tekmeyi kapitalizmin dişlileri
- 3:15arasında barınamayan ilk dahi portresi çiziliyor.
- 3:19Orada kovulduktan sonra tam bir kimlik krizine giriyor.
- 3:22Ben kimim bu dünyaya niye geldim?
- 3:24Ingiltere'de rams gate'de bir yatılı okulda, boğaz tokluğuna
- 3:29öğretmenlik yapıyor. Çocuklara incil falan okutuyor.
- 3:32Olmuyor, içindeki o insanlara yardım etme ateşini söndüremiyor
- 3:36ve babam gibi peder olacağım. Tanrının yolundan gideceğim
- 3:39diyor. Teoloji sınavlarına girmesi
- 3:41latince ve yunanca öğrenmesi lazım.
- 3:44Ama bizim fırlama diyor ki fakir fukara köylüye latince mi lazım?
- 3:48Isa halkla latince mi konuşuyordu?
- 3:50Kafaya bak sınavı falan geçemiyor tabi kurumsal dinin o
- 3:54şekilci kuralcı yapısına asla uyum sağlayamıyor ve geliyoruz.
- 3:59Hayatın kırılma noktasına gol ne iç madenleri.
- 4:03Belçika'da bir kömür madeni bölgesi.
- 4:04Hocam burası bildiğiniz cehennemin yeryüzü şubesi
- 4:08insanlar sefalet içinde yüzleri kömür karası, ciğerleri bitik
- 4:13göçüklerde can veriyorlar. Vinsent buraya gönüllü bir vaiz
- 4:18olarak gidiyor. Ama öyle kürsüden nutuk atan
- 4:21tuzu kuru vaizler gibi değil. Adam o kadar derin bir empati
- 4:24kuruyor ki inanamazsınız. Maaşını madencilere dağıtıyor,
- 4:28üstündeki paltosunu veriyor. Yataksız kalıp samanların
- 4:31üzerinde uyuyor. Bu arada gönüllü dedim ama tabi
- 4:34ki bir maaş karşılığında. Çünkü buraya gitmekte kolay
- 4:37değil. Orada faizlik yapmak hatta
- 4:39bunlara benzemek o acıyı paylaşmak için yüzüne kömür tozu
- 4:44sürüyor. Sonra ne oluyor abi?
- 4:45Kilise müfettişleri bir kontrole geliyor.
- 4:48Bakıyorlar ki bizim vaiz dilen. Hem beter üstü başı yırtık
- 4:51pırtık sen diyorlar, vaizliğini, haysiyetini ayaklar altına
- 4:55alıyorsun, kurumu rezil ettin deyip adamı görevden alıyorlar.
- 4:59Yanlış duymadınız abi isa'nın öğretilerini birebir kelimesi
- 5:03kelimesine uyguladığı fakirle fakir olduğu için kiliseden
- 5:07kovuluyor. Ironiye bakan mısınız işte tam o
- 5:10çukurda o zifiri karanlık, maden dehlizlerinde inancı yerle bir
- 5:15olmuşken eline kaleme alıyor. O yorgun kömür karası adamları
- 5:19çizmeye baş. Işliyor.
- 5:20Vincent'in ruhsal uyanışı dinde değil sanatta gerçekleşiyor.
- 5:25Madem kelimelerle ulaşamıyorum insanlara ben de çizgilerle
- 5:29ulaşırım diyor. Madenden baba ocağına
- 5:32hollanda'ya dönüyor tabii sıfırı tüketmiş halde ailesiyle arası
- 5:36zaten limoni neunen de kırsal bir hayata çekiliyor.
- 5:40Tarlada çalışan çiftçileri, dokumacıları çizmeye takıyor
- 5:43kafayı. Çünkü adam o sosyete ressamları
- 5:46gibi porselen yüzlü aristokratların veya.
- 5:49Uçuşan meleklerin değil, terin çamurun ve gerçekliğin peşinde.
- 5:53Hollanda'nın o kasvetli gri havası tablolarına yansıyor.
- 5:57Paleti karanlık, kahverengiler, Yeşiller, zift gibi siyahlar
- 6:02kaplıyor ve 1885'te o ilk büyük baş yapıtı geliyor.
- 6:07Patates yiyenler tabloya bugün bile baksanız içiniz daralır.
- 6:11Şimdi ben arka planda konuşurken hemen bir bakıverin burnunuza is
- 6:15ve kaynamış patates kokusu gelecek renkler bildiğin çamur
- 6:19gibidir, insanların yüzleri çarpık çırpık elleri kemikli ve
- 6:23kaba. Kardeşi theoya yazdığı o meşhur
- 6:26mektuplardan birinde bu tabloyu şöyle savunuyor, özellikle böyle
- 6:30çizdim istedim ki lambanın altında patateslerini yiyen bu
- 6:33insanların o yemeği toprağı, kazıdıkları aynı ellerle
- 6:38yediklerini, herkes hissetsin. Adam estetiğin güzelliğin değil,
- 6:43saf gerçeğin derdinde, topraktan geldik, toprağı yiyoruz
- 6:47tablosudur bu resmen tabii laf mektuplardan ve teodan
- 6:51açılmışken biraz o meseleye girmek lazım sev.
- 6:54Dinleyenler dünya tarihinde böyle bir kardeşlik bağı, böyle
- 6:58bir fedakarlık örneğin zor bulunur teo olmasa bugün biz
- 7:02Vincent van gogh diye birini asla bilmiyor olurduk.
- 7:06Çok net teo paris'te o abisinin kovulduğu hopili galerisinde çok
- 7:10başarılı bir sanat simsarı oluyor.
- 7:12Vincent'e yıllarca ama yıllarca hiç bıkmadan boya tuval, fulça
- 7:17ve para gönderiyorwensen kardeşine yazdığı o yüzlerce
- 7:21mektubu okurken insanın boğazı düğümleniyor gerçekten bütün o.
- 7:25Salbohranlarını, yalnızlığını, açlığını sadece kardeşi theoya
- 7:30döküyor, teoda sadece bir finansör değil.
- 7:33Yani vincent'in dünyaya tutunduğu tek halat ruhunu şarj
- 7:37aleti bir anlamda. Ama hollanda'nın o çamurlu
- 7:40renkleri o karanlık patates yiyen tabloları paris'teki o
- 7:44cıvıl cıvıl sanat piyasasında hiç satmıyor.
- 7:46Kimse evinin duvarına çamur içinde patates yiyen köylüleri
- 7:50asmak istemiyor. Teo mektuplarında abisini
- 7:53sürekli diyor ki, abicim bak diyor burada.
- 7:56Başka bir dünya var, insanlar ışığı güneşi renkleri boyuyor.
- 8:00Empresyonistler diye birileri çıktı diyor.
- 8:02Ortalığı yıkıp geçiyorlar. Vinsont o küçük karanlık
- 8:05odasında kendi kasvetli dünyasında sıkışıp kaldığını
- 8:09yavaş yavaş fark ediyor. Sırf çamur ve toprakla sadece
- 8:13siyahlarla bu işin gitmeyeceğini, içindeki o devasa
- 8:16taşkınlığı, bu karanlık paletle yansıtamayacağını anlıyor ve
- 8:21cebinde birkaç fırça zihninde kocaman bir beklenti ile ışığın
- 8:25başkentine. Kardeşinin yanına doğru bir
- 8:28trene biniyor. Tabii bu trene atladı gibi
- 8:30soluğu paris'te alıyor. Tarih 1886 ama öyle kardeşim bak
- 8:36ben geldim diye kapıyı çalmıyor. Paris'in meşhur gardinor garında
- 8:41iniyor. Elinde bir kağıt parçası bunu
- 8:44alıyor. Teoya bir not yazıyor ve hamalla
- 8:46gönderiyor. Notla ne yazıyor biliyor musunuz
- 8:49loun müzesinin kare salonunda seni bekliyorum düşünün olayı te
- 8:53ofisinde oturmuş tıkır tıkır tabloları satarken bir not
- 8:56geliyor. Bizi çat kapı gelmiş ve buluşma
- 8:59yeri olarak da dünyanın en büyük sanat mabedini seçmiş e mecburen
- 9:03işi gücü bırakıp koşa koşa lovura gidiyor.
- 9:06O Handan itibaren de paris'in bohem merkezi nomart'ta öyle
- 9:11pikte küçük bir daireyi paylaşmaya başlıyorlar.
- 9:14Vinsent için Paris demek gözlerine çekilen o kalın gri
- 9:19Hollanda perdesinin bir anda yırtılıp atılması demek 1886
- 9:23parisinden bahsediyoruz. Dostlar belli perk yani güzel
- 9:27çağ. Sokaklarda gaz lambaları
- 9:29yanıyor, kafelerden müzik sesleri taşıyor.
- 9:31Her yer ressam, her yer yazar kaynıyor bizimki düne kadar
- 9:35tezek kokulu nunen tarlalarında siyah kahverengi patates yiyen
- 9:39adamları çizerken birden bire kendini bu baş döndürücü renk
- 9:44şöleninin tam ortasında buluyor. Bir şoka giriyor haliyle o güne
- 9:48kadar inandığı tüm resim kuralları bütün o klasik
- 9:51akademisyen kasıntıları paris'in kafelerinde apsente meze
- 9:56ediliyor. Teo bizim Vincent.
- 9:58Abisini çevresiyle tanıştırmaya başlıyor ve Vincent ilk kez 10
- 10:03meşhur empresyonistlerle yani izlenimcilerle karşılaşıyor.
- 10:07Claude monne'nin eserlerine bakıyor.
- 10:09Edgar degas'in balerinlerini inceliyor Kamil pisaro ile
- 10:13tanışıyor. Görüyor ki adamlar karanlığı,
- 10:16gölgeyi çamur falan çoktan çöpe 60 sadece ışığı o anlık
- 10:21parlamayı güneşin suyun üstündeki dansını çiziyorlar.
- 10:25Vinsentin kafasında. Resmen şimşekler çakıyor
- 10:29kardeşine yazdığı mektuplardaki o karanlık ton bir anda
- 10:33değişiyor. Siyahı kahverengi paletinden
- 10:36öyle bir söküp atıyor ki bir daha hayatının sonuna kadar o
- 10:39karanlık renklere geri dönmüyor. Renkleri keşfediyor hem de ne
- 10:42keşfetmek burada araya küçük bir bilgi sıkıştırayım.
- 10:45Çok ilginçtir. Bu dönemde sanayi devriminin bir
- 10:48getirisi olarak kimya sektörü de coşmuş durumda.
- 10:52Sentetik boyalar, kurum sarıları, kobalt mavileri, yeni
- 10:55yeni üretiliyor ve en önemlisi boyalar artık metal tüplerin
- 10:59içine konabiliyor. O tüpler olmasa empresyonizm
- 11:02diye bir şey asla olmazdı. Çünkü ressamlar stüdyoya
- 11:06hapsolmaktan kurtulup o tipleri çantalarına attıkları gibi
- 11:11doğaya çıkmaya başlıyorlar. Linsont da o Chrome sarısını o
- 11:14zehirli Paris yeşilini alıyor. Bazen fırçayı bile boş verip
- 11:18boyayı doğrudan tüpten tuvalin üstüne sıkmaya başlıyor.
- 11:22Içimdeki o meşhur üç boyutlu boya katmanları, yani teknik
- 11:26adıyla inpaso işte o coşkunun ve yeni boya teknolojisinin bir
- 11:30sentezi aslında mum art sokaklarında gezerken, bir
- 11:34yandan da çok tuhaf bir ekiple arkadaşlık kuruyor.
- 11:37Kimler yok ki? Yani gecelerin adamı,
- 11:39pavyonların ve kabanelerin sadık müşterisi tuzlu ile kadeh
- 11:45dokuşturuyor. O dönem daha çiçeği burnunda bir
- 11:47ressam amel Bernard ile tanışıyor, sanat tartışıyor ama
- 11:51valla yalan yok. Vinsant ile ar.
- 11:53Olmak dünyanın en zor işiymiş. Adam o kadar tutkulu inandığı
- 11:58şeyi o kadar ateşli savunuyor ki bir kafe masasında tartışırken
- 12:02masayı yumrukluyor, insanların yüzüne bağırıyor.
- 12:05Saatlerce susmak bilmiyor, turlus luthere gibi adamlar bile
- 12:09bu enerji karşısında yaka silkiyor.
- 12:11Bazen saf bir alev topu gibi ortalıkta dolanıyor.
- 12:15Bu yenilik arayışı sırasında karşısına çok disiplinli, çok
- 12:19kuralcı bir adam çıkıyor. George roa soha noktacılık.
- 12:24Hani pointlisim diye bir teknik icat etmiş adam fırça darbesi
- 12:28kullanmıyor. Onun yerine böyle yan yana
- 12:30minicik matematiksel bir hazsiyetle renkli noktalar
- 12:34koyuyor. Göz uzaktan bakınca o noktaları
- 12:37birleştirip bir renk algılıyor. Optik bir illüzyon yani Vincent
- 12:41buna hayran kalıyor ve tamam ben de bunu deneyeceğim ama dostlar
- 12:45Vincent van hoe gibi içi Volkan kaynayan.
- 12:48Fırtınalı bir adam öyle saatlerce santim santim nokta
- 12:51koyabilir mi? Mümkün değil sabredemiyor. 10
- 12:54noktalar uzamaya başlıyor, tire'lere dönüşüyor.
- 12:57Sonra o trelerde birleşip kıvruluyor ve o bildiğimiz
- 13:01hipnotize edici girdap gibi dönen meşhur van, hohh fırça
- 13:05darbelerine dönüşüyor yani adam. Başkasının disiplini denerken
- 13:10kendi imzasını kendi fırtınasını yaratıyor istemeden ama Paris
- 13:14dönemindeki asıl kırılma asıl oha dedirten detay başka bir
- 13:18yerde saklı uço e yani Japon ahşap baskı sanatı diyeceksiniz
- 13:23ki, Hollandalı ressamın paris'te Japon sanatıyla ne iş olur?
- 13:26Fırat olay şu abi o dönem avrupa'da Japon mallarını
- 13:30özellikle çay takımlarına ve porselenleri inanılmaz muazzam
- 13:34bir talep var. Japonlar bu porselenleri
- 13:37gemilerle. Avrupa'ya gönderirken
- 13:39kırılmasınlar diye buruşturulmuş kağıtlara sarıyorlar.
- 13:43Peki o kağıtlar ne? Okusayin hiroşigenin basıp halka
- 13:47sattığı japonya'da pek de sanatsal değeri olmayan sıradan
- 13:51gravürleri porselenleri açan avrupalılar, ambalaj
- 13:55kağıtlarındaki o resimleri görünce akıllarını
- 13:58kaybediyorlar. Bütün paris'i bir japonizm
- 14:00furyası sarıyor. Vincent bu ucuza satılan Japon
- 14:04baskılarına kafayı takıyor. Abi yüzlercesine alıp odasının
- 14:08duvar. Yöneliyor, onları da böyle
- 14:10büyüteçle inceliyor. Ne fark ediyor biliyor musunuz?
- 14:13Japon resimlerinde gölge yok, renkler dümdüz uygulanmış,
- 14:17nesnenin etrafında kalın siyah kontörler var ve abi batı
- 14:22resmindeki 10 meşhur perspektif kuralları tamamen hiçe sayılmış.
- 14:27Vincent bu sadeliğe bu doğrudan ifadeye aşık oluyor.
- 14:30Öyle bir etkileniyor ki tablolarında arka planları Japon
- 14:34estetiği ile doldurmaya o net çizgileri kendi sanatına
- 14:37yedirmeye başlıyor. Hatta kendini Japon bir keşiş
- 14:41gibi saçları kazınmış halde çizdiği portreleri bile var.
- 14:45Batının melankolisi ile doğunun zensefesini renkler üzerinden
- 14:50birleştiriyor. Fakat Paris iki ucu keskin bir
- 14:53bıçaktır. Hocam bir yandan sanatını
- 14:55zirveye taşırken, diğer yandan be.
- 14:57Ve ruhunu adeta bir kıyma makinesinden geçiriyor.
- 15:01O dönem sanatçı tayfasının vazgeçilmezi olan yeşil peri
- 15:04yani apsent şu %70 80 alkol oranına sahip.
- 15:09Pelin otundan yapılan insanı halüsinasyonlara sürükleyen bir
- 15:14içki vinsend. Sabah kahve gün boyu pipo tütünü
- 15:18ve akşamları litrelerce bak litrelerce apsetle besleniyor.
- 15:22Doğru düzgün yemek yediği yok frengi kapmış dişleri dökülmeye
- 15:26başlamış aynaya bak. 34 yaşında olmasına rağmen çürümüş yaşlı
- 15:31bir adam görüyor. Şehir hayatının bitmek bilmeyen
- 15:34entelektüel tartışmaların ve o Dumanlı kafelerin gürültüsü
- 15:38beynini tırmalamaya başlıyor. Tükeniyor.
- 15:41Tabii 1888'e gelindiğinde ise kışın paris'te felaket soğuk
- 15:47geçiyor. Binsen ili'yi kemiği donuyor.
- 15:49Japon resimlerindeki o parlak güneşi o canlı doğayı arıyor.
- 15:53Gözleri japonya'ya gidecek parası yok elbette.
- 15:56O yüzden fransa'nın güneyine güneşin her şeyi kavurduğu bir
- 16:00yere gitmeye karar veriyor. Aarles kasabasına gidiyor.
- 16:03Hayalinde devasa bir proje var abi güney'e gideceğim ve orada
- 16:07geleceğin sanatçıları kolonisini kuracağım.
- 16:10Bütün dostlarımı oraya çağıracağım, hep birlikte resim
- 16:12yapacağız. Bu ütopik tertemiz hayalle
- 16:15yorgun bedenini toparlıyor, boyalarını sandığına dolduruyor
- 16:19ve 1 Şubat sabahı güneye doğru yola çıkıyor.
- 16:22Cennette ışığın ve huzurun kaynağını gittiğini zannediyor.
- 16:26Oysa bindiği tren onun sanat tarihinin en büyük
- 16:30trajedilerinden birinin tam kalbine fırtınanın merkezine
- 16:34doğru götürüyor. O daha bundan habersiz tabii
- 16:37tren aralık garına yaklaştığında takvimler 1888'in Şubat sonunu
- 16:43gösteriyor. Vincent kapıdan bir adım atıyor
- 16:45ve sürpriz hayalindeki o sıcacık güneşli Japonya atmosferini
- 16:51beklerken. Ağrıda son yılların en sert kışı
- 16:54yaşanıyordu. Yerde yarım metre kar var ama bu
- 16:58bile bizim inatçı. Hollanda'nın moralini bozmuyor.
- 17:01Çünkü o Güneydoğu fransa'nın keskin rüzgarı misal estiğinde
- 17:05gökyüzündeki bulutlar öyle bir dağılıyordu ki, ortaya çıkan o
- 17:09parlak keskin ışık vinc'in beynindeki bütün karanlık
- 17:13köşeleri aydınlatmaya yetiyordu işte o an anlıyor doğru yerde
- 17:17olduğunu paris'in borcu havasından kurtulmuş.
- 17:20Şimdi de o büyük ütopya. Netleştirmekte lamartin
- 17:24meydanında köşede duran dış cephesi sarıya boyanmış ufak
- 17:28tefek bir bina buluyor. Sanat tarihine 10 meşhur sarı ev
- 17:32olarak geçecek olan yer burasıydı.
- 17:35Dostlar ayda 15 franga kiralıyor.
- 17:37Bu döküntü yeri içi bomboş, doğru dürüst eşyası bile yok ama
- 17:41vinsının gözünde burası bir ev değil bir tapınak güneyli stüdyo
- 17:45adını verdiği o devasa sanatçı kolonisinin merkezi olacak.
- 17:49Ay abindeki plan şu, paris'teki bütün o yoksul değeri bilinmeyen
- 17:53yetenekli adamlar buraya gelecek.
- 17:55Hep birlikte aynı masada yemek yiyecek, aynı doğayı resmedecek
- 17:59ve komün bir hayat sürecekler. Tabi bu büyük hayalin bir başrol
- 18:03oyuncusuna ihtiyacı vardı. Kimi gözünü kestirdi dersiniz?
- 18:07Dönemin en havalı en burnu havada ama bir o kadar da
- 18:10yetenekli isimlerinden birini polgent.
- 18:14Google'a tabiri caizse kafayı takıyor abi.
- 18:17Ağırla getirmek için kardeşi theo ya günlerce haftalarca
- 18:21yazıyor, abi ne olursun ona para gönder yol masrafını karşıla
- 18:25buraya gelsin diye başının etini yiyor.
- 18:27Teo sırf abisi mutlu olsun kardeşim mutlu olsun, yalnız
- 18:31kalmasın diye pola bir nevi maaş bağlamayı kabul ediyor.
- 18:35Düşünün yani pol arla vinson'ın karakaşa karagözü içinde
- 18:39iltie'nun parası için gelmeyi kabul ediyor ama vincsen
- 18:42dünyasında böyle şeylerin yeri yok.
- 18:44O büyük ustayı ağırlamak için çocuk gibi heyecanlı.
- 18:48Ki paul gelecekte ne olacak yani nerede kalacak adamın odasına
- 18:52hazırlamak lazım dimi işte dostlar.
- 18:55Sanat tarihinin en ikonik paha biçilemez serilerinden biri.
- 19:00O meşhur ayçiçekleri işte sırf bu yüzden paul'un odasını
- 19:04süslemek için yapılıyor. Vinsont paula olan minnettarının
- 19:08dostluğunu ve güneyin o kavurucu güneşini ona sunmak istiyor.
- 19:11Neden mi ayçiçeği? Çünkü gül ve zambak gibi zarif
- 19:14ve pahalı değiller. Ayçiçeği kabadır köylüdür,
- 19:18güneşe aşıktır. Tıpkı vinsentin ta kendisi gibi
- 19:21ve burada çok acayip bir detay var.
- 19:23Vinsent bu tabloları yaparken o dönemin yeni icat olan krom
- 19:28sarısı adlı bir boya kullanıyor. Renk o kadar parlak, o kadar
- 19:31canlı ki insan bakarken kör olacak gibi hissediyor ama ufak
- 19:35bir sorun var. Chrome sarısı felaket derecede
- 19:38toksik içinde ciddi miktarda kurşun barındıran bir maddewingt
- 19:42o dönem boyayı fırçayla sürmekle kalmıyor bazen.
- 19:46Sarının o parlak hissini içine çekmek, o mutluluğu adeta tatmak
- 19:51için fırçanın ucunu ağzına götürüp boya yutuyor.
- 19:55Yanlış duymadığınız zaten absente bağımlı olan beslenmesi,
- 19:58sıfırın altında olan bu adam 1'de üstüne ağır metal
- 20:01zehirlenmesi yaşıyor. Yani o tablolarındaki coşkulu
- 20:05sarılar aslında onun beynini yavaş yavaş kemiren bir zehrin
- 20:09ta kendisi. Nihayet 1888'in ekim ayında
- 20:13beklenen an geliyor. Google'ın arlas'a ayak basıyor,
- 20:17yani arla diyeyim. Daha doğrusu ilk başlarda her
- 20:20şey rüya gibi iki dev ressam yan yana tuvallerini kuruyorlar.
- 20:23Sabahlarıalice.com mezarlığına gidip resim yapıyor.
- 20:27Akşamları sarı evde yemek yiyorlar.
- 20:29Bu balayı tabii ki çok kısa sürüyor.
- 20:31Çünkü iki adam karakter olarak birbirinin o kadar zıttı ki paul
- 20:35inanılmaz ki birliği hesaplı resimlerini hafızasından hayal
- 20:40gücünden yapan disiplinli bir adamwinsen tam bir kaos şö.
- 20:45Model olmadan doğayı karşısında görmeden tek bir fırça darbesi
- 20:50bile vuramayan boyayı tuvale adeta kusarcasına süren her an
- 20:54patlamaya hazır bir bomba. 9 hafta dile kolay, 9 hafta aynı
- 20:59çatı altında kalıyorlar. Bu süreç resmen bir psikolojik
- 21:02savaşa dönüyor. Paul vinsının o paspal halinden,
- 21:06dağınıklığından sürekli hararetli tartışmalar
- 21:09yaratmasından inanılmaz daralıyor.
- 21:11Vincent'ta paul'un üsttenci tavırlarını, onu sürekli
- 21:14eleştirmesini ve en fenası. Gidiyorum arkadaş, paris'e
- 21:18döneceğim tehditlerini kaldıramıyordu.
- 21:20Vincent'in en büyük korkusu neydi?
- 21:22Hatırlayın terk edilmek çocukluğundan beri taşıdığı o
- 21:26devasa terk edilme travması, ponun gitme ihtimali ile
- 21:29tetiklendiğinde ortaya korkunç bir canavar çıkıyor.
- 21:33Aralık ayına geliyorlar, havalar iyice bozuyor, evden çıkamaz
- 21:36oluyorlar. O küçücük sarı evin içi boya
- 21:39kokusu tütün numanı absend buharı ve iki devasa egonun
- 21:44çatışmasıyla zehirli bir gazolasına dönüşüyor.
- 21:47Masada otururken tartışıyorlar. Birbirlerine nesneler
- 21:50fırlatıyorlardı düşünün. Hatta bir seferinde vinsent'in
- 21:53elindeki bardağı pulun kafasına fırlattığın söylenir.
- 21:57Tansiyon o kadar yükseliyor ki. Paul geceleri uyurken vinsentın
- 22:01odasına girip karanlıkta öylece yatağının başında dikildiğini
- 22:04anlatır. Sonradan düşünün yani korkuyu ve
- 22:0710 meşhur gece her şeyin koptuğu an gelip çatıyor. 23 aralık 1888
- 22:14gecesi kesin olarak ne yaşandığını sadece o iki adam
- 22:18biliyordu. Rivayete göre sokakta şiddetli
- 22:21bir kavga ediyorlar. Paul arkasını dönüp bir otele
- 22:24gitmek üzere uzaklaşıyor. Vinsente beyninde çalan o sağır
- 22:28edici alarmlarla ter. Bilmişliğini o dayanılmaz
- 22:31acısıyla sarı eve geri dönüyor, eline usturaya alıyor, aynanın
- 22:35karşısına geçiyor. Yani dostlar insan kendine niye
- 22:38böyle bir şey yapar aynada kendi yansımasına bakarken o
- 22:42dayanılmaz halüsinasyonları kafasının içindeki o bitmek
- 22:46bilmeyen gürültüyü susturmak için mi yoksa pola bana bunu
- 22:50yaptın demek için bir kefaret mi ödetmek istedi?
- 22:53Usturayı sol kulağına götürüyor ve kesiyor.
- 22:56Bazı yeni araştırmalar sadece meme ucunu değil, kulağının
- 22:59neredeyse tamamını kestiğini söylüyor.
- 23:02Düşünün ortalık kan gölüne dönüyor abi boyun atar damarı
- 23:06kıl payı kurtuluyor ama hikayenin asıl tuhaf, asıl
- 23:10tüyler ürpertici kısmı bundan sonra başlıyor.
- 23:13Bizimki kanlar içinde kafasını bir havluyla sarıyor, kesik
- 23:16kulağı alıyor, güzelce yıkıyor. Böyle bir gazeteye sarıyor paket
- 23:20yapıyor. Sonra gecenin o dondurucu
- 23:22soğuğunda ağır sokaklarına çıkıp sık sık gittikleri yerel bir
- 23:26genele bekliyor. Kapıyı çalan o kanlı figürü bir
- 23:29düşünün abi kapıyı açan reyle adında bir kadının bazı
- 23:33kaynaklara göre temizlikçi gebinin eline bu paketi
- 23:37tutuşturuyor ve bunu hayatın pahasına koru.
- 23:40Bu benim sana hediyem diyor. Kadın paketi açıp kan.
- 23:43Daha görünce tabii çığlık çığlığa bayılıyor.
- 23:46Vinsont oradan ayrılıyor, evine dönüyor ve kanlı yatağında derin
- 23:50bu uykuya dalıyor abi ertesi sabah polis sarı evin kapısını
- 23:54kırıp içeri giriyor, ölü sanıyorlar, zar zor nefes
- 23:56alıyor. Apar topar ağrıdaki hastaneye
- 23:59kaldırılıyor. Paul o sırada çoktan pılını
- 24:02pırtını toplayıp paris'e dönmek üzere trene binmiş bile.
- 24:05Bir daha da hiç 100 yüze görüşmüyorlar.
- 24:08Tabii Vincent hastanede gözünü açıyor.
- 24:11Artık kasaba halkı için kızıl saçlı deliden başka bir şey
- 24:15değil ahalisi 80 kişinin imzaladığı bir dilekçe toplayıp
- 24:19polise veriyor. Diyorlar ki biz bu tehlikeli
- 24:21adamı mahallemizde istemiyoruz abi bu adam manyak canavar
- 24:24diyorlar. Düşünebiliyor musunuz?
- 24:26Adamın hissettiği dışlanmışlığı yani ama hatalı değiller yani
- 24:30bir yandan kulağını kesmiş adam sanatla dünyayı kucaklamak
- 24:33isteyen bizim Vincent bir kasaba dolusu.
- 24:36San tarafından bir veba hastası gibi kapı dışarı ediliyor.
- 24:40Peki bu adamın derdi neydi? Niye bu kadar uçlarda yaşıyordu?
- 24:44Tıp dünyası 100 yıldan fazladır bu 23 aralık gecesini vewsontın
- 24:49durumunu tartışıyor. Kimi temporalop epilepsi diyor.
- 24:54Özellikle beynin o bölgesindeki nöbetler tuhaf işitsel
- 24:57halüsinasyonlar ve ani şiddet patlamaları yapar, kimi bipolar
- 25:01bozukluk diyor, o inanılmaz üretken oldu.
- 25:04Manik dönemler ve ardından gelen devasa.
- 25:07Buna çok uyuyor, aslında işin içine litrelerce içilen zehirli
- 25:11absend boyalardan alınan kurşun zehirlenmesi, açlık ve genetik
- 25:15yatkınlıkta eklenince ortaya çıkan tablo aslında bir mucize
- 25:19mi yoksa felaket mi? Karar vermek zor ama bildiğimiz
- 25:22tek bir şey var. O gece sarı, evdeki rüya sonsuza
- 25:25dek ölüyor. Vincent artık özgür bir ressam
- 25:28değil, toplumun gözünde tehlikeli bir hasta ve onun için
- 25:32sırada demir parmaklıklar ardındaki o uzun yıldızlı
- 25:36geceler var ar. Nesinin o toplu linç
- 25:39girişiminden o bu adamı burada istemiyoruz.
- 25:42Defolsun gitsin. Dilekçesinden sonra vinsının
- 25:45önünde pek bir seçenek kalmıyor. 8 Mayıs 1889'da yakasını
- 25:48kaldırıp kendi rızasıyla ağırlığa 20 km uzaklıktaki
- 25:52sanırım provons kasabasında bulunan san paul ve muzooğlu
- 25:57akıl hastanesinin kapısını çalıyor.
- 26:01Şimdi gözünüzde o öyle modern tertemiz klinikleri falan
- 26:04canlandırmayın burası aslında 12 yüzyıldan kalma eski bir
- 26:09manastır. Kalın taş duvarlar, buz gibi
- 26:11yankılanan uzun koridorlar ve gecenin bir yarısı sessizliği
- 26:15yırtan diğer hastaların çığlıkları düşünün abi adamın
- 26:18ruhu zaten paramparça olmuş 1'de üstüne bu kasvetin bu delilik
- 26:22panayırının tam ortasına kendi ayaklarıyla gidiyor.
- 26:26Yani büyük cesaret mi diyeyim dipsiz bir çaresizlik mi
- 26:29diyeyim, siz karar verin hastanenin.
- 26:31Çekimin doktor telefil fairunwinsentı muayene ettikten
- 26:35sonra defterine akut mani, işitsel ve görsel
- 26:38halüsinasyonlar diye not düşüyor.
- 26:40Peki tedavi ne? Dönemin psikiyatrisi maalesef
- 26:43daha emekleme evresinde. Hocam adama alıp buz gibi su
- 26:47dolu küvetlere sokuyorlar. Yani meşhur hidro terapi tabi
- 26:51onun dışında bol bol, dinlenme ve izolasyon.
- 26:54Ama burada hakkını yemeyelim. Kardeşi theo yine o devasa
- 26:58koruyucu kanatlarını açıyor. Hastaneye ekstra para ödeyerek
- 27:02vinsonta iki ayrı hücre tahsis edilmesini sağlıyor.
- 27:05Bir yatması için diğeri de stüdyo olarak kullanması için
- 27:09ironiye bakar mısınız? Yani hayatı boyunca dünyada
- 27:12kendine ait özgür bir köşe arayan adam, en verimli
- 27:16stüdyosunu demir parmaklıklar ardında bir akıl hastanesinin
- 27:19hücresinde kuruyor. Ilk haftalar dışarı çıkması
- 27:22bahçeye inmesi bile yasakwinsin dünyası o doğu cephesine bakan
- 27:26hücresinin demir parmaklıklı penceresinden ibaret.
- 27:29O pencereden sadece etrafı taş duvarlarla çevrili küçük bir
- 27:33buğday tarlasını ve uzaktaki alpiyi dağlarının eteklerini
- 27:37görebiliyor. Sabaha karşı herkes uykudayken
- 27:40uyanıp o demirlerin arasından gökyüzüne bakıyor.
- 27:43Etrafta çıt yok, sadece rüzgarın sesi var, içindeki ot devasa
- 27:48fırtına o anlamsız gürültüler doğanın o.
- 27:51Siz ve sessiz bir yandan da ihtişamlı devini mi karşısında
- 27:55bir anlığına doğusu susuyor işte o sabaha karşı nöbetlerinden
- 27:59birinde gökyüzünde parlak kocaman bir yıldız görüyor.
- 28:03Çoban yıldızı yani Venüs. Ve o an eline fırçayı alıyor
- 28:071889'un o Haziran ortasında o hastane odasında bugün müzelerde
- 28:14önünde yüzlerce insanın fotoğraf çektirmek için kuyruğa girdiği
- 28:18kahve kupalarımızı, tişörtlerimizi süsleyen o
- 28:20muazzam başyapıt yıldızlı gece tablosu doğuyor abi tabloya
- 28:24şöyle bir alıcı gözüyle bakın, hemen açın gökyüzü resmen
- 28:27kaynıyor o sarı yıldızlar gökyüzünde uslu uslu parlamıyor.
- 28:31Adeta patlayan el bombaları dönen ateş topları gibi fırıldak
- 28:35misali dönüyor. Koyu mavi gökyüzü devasa bir
- 28:38dalga, bir tusnami gibi kıvruluyor.
- 28:41Sanat tarihinde gece hiç bu kadar aydınlık, hiç bu kadar
- 28:45hareketli ve şiddetli resmedilmemiştir.
- 28:47Vinsont gördüğü manzarayı değil, yani o manzaraya bakarken
- 28:52içinden geçen o kozmik dehşeti o varoluşsal çırpınışı kusmuş
- 28:56tuvale burada size çok güzel bir bilgi vereceğim.
- 28:59Lütfen iyi dinleyin yıllar sonra 2004 yılında falan
- 29:02matematikçiler ve fizikçiler özellikle akışkanlar.
- 29:07Dinamiği üzerine çalışan bilim insanları, yıldızlı gece
- 29:10tablosunu inceliyorlar. Ne fark ediyorlar biliyor
- 29:13musunuz? Tablodaki o dönen gökyüzü
- 29:15girdaplarının orantısı rus matematikçi andree kolmun,
- 29:20doğadaki türbülans teorisiyle matematiksel olarak birebir
- 29:25aynı, yani suyun akışındaki rüzgarın fırtınaya dönüşürken ki
- 29:29o kusursuz kaotik matematiğiniwinsent bir akıl
- 29:32hastanesinde beyninin kimyası iflas etmiş durumdayken tamamen.
- 29:37Ezgisel olarak fırçasıyla tuvale döküyor.
- 29:40Yani akıl alır gibi değil. Adam çıldırırken evrenin gizli
- 29:44fiziğini çözüyor resmen üstelik tablodaki o küçük köy ve kilise
- 29:47kulesi pencereden görünen manzara falan değil.
- 29:50Hollanda'daki çocukluğundan hatırladığı kiliseyi o
- 29:53fırtınanın ortasına kondu vermiş geçmişle şimdiki zamanı yerle
- 29:58göğü birleştirmiş. Aynı dönemde o manzarayı ortadan
- 30:03bölen başka bir figür var. Selvi ağaçlarına kafayı takıyor.
- 30:07Akdeniz kültüründe Selvi ağacı ne demektir hocam mezarlık
- 30:11demektir, ölüm demektir ama Vincent mektuplarında diyor ki
- 30:14selviler mısır obezitleri yani dikili taşları kadar güzel ve
- 30:18orantılıdır. Neden kimse onları benim
- 30:20gördüğüm gibi resmetmiyor böyle diyor onun gözünde Selvi.
- 30:25Ölümünde değil, yeryüzünden fışkırıp gökyüzüne o dönen
- 30:29yıldızlara uzanan taranlık bir alevdir.
- 30:31Boyayı tuvale o kadar kalın o kadar yoğun sürüyor ki biz buna
- 30:35arada bir yerde dediğim gibi impasto diyoruz tablolara yandan
- 30:39baktığınızda o ağaçların üç boyutlu birer heykel gibi
- 30:42tuvalden taştığını görebilirsiniz.
- 30:44Fırçayı, tuvale bir silah gibi bir keski gibi vuruyor.
- 30:48O selvilerde adamın inatla hayata tutunma çabasını o dikey
- 30:52direnişini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. 1'de
- 30:55zeytinlikler var. Tabi biraz toparlayıp hastane
- 30:58bahçesine ve civardaki zeytinliklere çıkmasına izin
- 31:01verdiklerinde bu sefer de o yaşlı zeytin ağaçlarının peşine
- 31:04düşüyor. Zeytin ağacı nedir?
- 31:06Kuraklığa yakıcı, güneşe fırtınaya rağmen o taşlık
- 31:10toprakta hayatta kalan gövdesi acıdan yıllardan kıv.
- 31:15Kıvrım olmuş, inatçı bir ruh Vincent, o ağaçların boğumlu,
- 31:19çarpık gövdelerinde kendi yaralı ruhunu görüyor.
- 31:22Onları gümüşü yeşillerle titreşen renklerle öyle bir
- 31:26çiziyor ki ağaçlar topraktan acı çekerek çıkıyormuş gibi duruyor.
- 31:30Aslında o zeytin ağaçlarını çizerken kendi dayanıklılığını
- 31:33test ediyor diyebiliriz. Siz nasıl bu cehennem sıcağında
- 31:37meyve veriyorsanız ben de bu deliliğin içinde.
- 31:41Sanat üreteceğim diyerek doğayla bir nevi sessiz bir antlaşma
- 31:45yapıyor. Fakat hastalık abi hiç acımıyor
- 31:48adama nöbetler bazen haftalarca sürüyor.
- 31:50Kriz anlarında halüsinasyonlar tavan yapıyor.
- 31:53Vincent kendi boyalarını yemeye hastanedeki gaz lambalarının gaz
- 31:57yağını içmeye çalışıyor. Zehirlenmesin diye boyalarını
- 32:00fırçalarını elinden alıyorlar. Düşünebiliyor musunuz bu dünyada
- 32:04sadece resim yaparak nefes alabilen bir adamın elinden
- 32:08fırçasını yani oksijenini alıyorsunuz.
- 32:10Onu diri diri mezara koymakla aynı şey tabii ne yapacaklar
- 32:14mecbur alacaklar. Nöbetler geçip de aklı başına
- 32:17geldiğini hissettiği o utanç o ezilmişlik duygusu mektuplarını
- 32:21öyle bir yansıyor ki okurken insanın içi parçalanır.
- 32:25Ben kırık bir testeyim diyor. Teoya içimde hiçbir şey
- 32:28tutamıyorum. Söylemlere bakar mısınız?
- 32:30Dışarı çıkamadığı, doğayı göremediği o kapalı dönemlerde
- 32:34manevi bir teselli bulmak için eski ustalarına sığınıyor.
- 32:38Teo ona paris'ten rembrant'ın. Ron'un milleni'nin siyah beyaz
- 32:43baskılarını gönderiyor. Bizimki hücresinde oturup bu
- 32:47siyah beyaz gravürleri renklendirmeye kendi tabiriyle
- 32:51onları tercüme etmeye başlıyor. Hani yetenekli bir müzisyen
- 32:55beethowe'nın bir sonatını alır da kendi tarzıyla kendi ruhuyla
- 32:58baştan yorumlar ya vincent'da aynen öyle yapıyor.
- 33:01Özellikle milen'in tarla işçilerini kopyalarken o
- 33:04figürlerin içine, kendi yalnızlığını, kendi acısını öyle
- 33:08bir üflüyor ki. Kopyalar orijinallerinden bile
- 33:11daha sarsıcı, daha dramatik bir hale bürünüyor.
- 33:14Bu onun için bir sanat terapisi deliliğe karşı çektiği bir set
- 33:17aslında. Ama işte o hastane duvarları
- 33:21arasında bir yıl geçtikten sonra işler yavaş yavaş değişmeye
- 33:25başlıyor. Vincent bakıyor ki nöbetler
- 33:27geçmiyor. Üstelik diğer hastaların sürekli
- 33:30bağırması, o çaresizlik ortamı onu daha da dibe çekiyor.
- 33:33Burası beni iyileştirmiyor. Aksine içimdeki hastalığı
- 33:36besliyor diye düşünerek bir yandan da paris'ten çok acayip
- 33:40haberler geliyor. Canı ciğeri teo evlenmiş yohanna
- 33:43adında çok zeki bir kadınla hayatını birleştirmiş ve üstelik
- 33:471'de oğulları olmuş. Ve tahmin edin bebeğin adı ne?
- 33:50Tabii kiwinsentwilliam van co abisinin adını vermiş.
- 33:55Yani nasıl bir kardeşsin oğlum sen vinson bu haberi alınca hem
- 33:59havalara uçuyor, o meşhur çiçek açmış badem dalları tablosunu
- 34:03yeğeni için çiziyor hem de inanılmaz bir suçluluk duygusuna
- 34:06kapılıyor. Artık evli ve çocuklu olan
- 34:09kardeşine maddi manevi bir kambur, bir asalak gibi
- 34:13hissetmeye başlıyor. Artık güneyinwson'ta verecek bir
- 34:17şeyi kalmamış. Mayıs 1890'da bir yıl süren o
- 34:20uzun ve karanlık hastane serüvenine noktayı koymaya karar
- 34:24veriyor. Hedef kuzey teo ya daha yakın
- 34:26bir yer ama paris'in o gürültülü absend kokulu karmaşasına
- 34:30dönecek mecali de yok. Sanatçı dostlu Kamil pisaro
- 34:33teo'ya akıl veriyor. Paris'in hemen dışında aver
- 34:37schovers umarım doğru telaffuz ediyorumdur adında bir sessiz
- 34:41yemyeşil köy var. Üstelik orada doktor paul gsh.
- 34:45Adında bir hekim yaşıyor. Hem sanatçılarla arası çok
- 34:48iyidir. Kendisi de amatör ressamdır hem
- 34:50de diyor. Sinir Hastalıkları Uzmanı senin
- 34:53abine o bakar diyor. Vincent'da bu fikre tutunuyor
- 34:56eşyalarını o fırtınalı, gökyüzlerini kıvrılan,
- 34:59selvilerini ve yıldızlı geceyi böyle rulo yapıp sandığını
- 35:03atıyor abi. Demir parmaklıkların ardından
- 35:05geçen o bir yıllık hapsini ardından bir sabah trenine
- 35:09binerek son durağına kendi kıyametini yaşayacağı o küçük
- 35:13köye doğru yola çıkıyor. Karşısına çıkacak olan.
- 35:16Dur gişe onun kurtarıcısı mı olacak?
- 35:18Bakacağız bu köyün yeşil sessiz sokaklarına adımını attığında
- 35:22takvimler 1890'ın Mayıs ayını gösteriyor.
- 35:26Paris'in o bunaltıcı karmaşasından sadece bir saatlik
- 35:30uzaklıkta pastoral bir sığınak burası pizza ronun'un tavsiye
- 35:34ettiği o meşhur doktor paul g ile nihayet tanışıyor.
- 35:38Bu gshe sadece bir doktor değil, az önce de söylediğim gibi
- 35:41amatör bir ressam, sanat sevdalısı bir adam evinin
- 35:45duvarlarında. Biza'nın falan tabloları asılı
- 35:48bizimki Vincent ilk birkaç gün adama bakıp tamam ya bu adam
- 35:53beni anlar, aynı dili konuşuyoruz diyor.
- 35:55Ama sadece birkaç gün geçtikten sonra teoya yazdığı 10 mektupta
- 36:00tarihi bombayı patlatıyor. Bu doktor benden daha hasta bir
- 36:04kör, başka bir köre nasıl yol gösterebilir ki inanılmaz bir
- 36:08tespit. Doktor gerçekten de melankolik
- 36:11tuhaftikleri olan eşinin yeni kaybetmiş fazlasıyla depresif
- 36:15bir adam vinsont. Doktor geşhenin o meşhur
- 36:18portresini tam da bu hislerle çiziyor.
- 36:20Hani şu elini çenesine dayamış, gözlerinde dünyanın bütün
- 36:24yorgunluğu bütün o ağır hüzününü taşıyan, önünde de mor bir çiçek
- 36:28olan meşhur tablo dostlar. 10 masanın üstündeki çiçek ne
- 36:31biliyor musunuz? Yüksek kotu yani tıbbi adıyla
- 36:35dijitaliz kalp yetmezliği tedavisinde kullanılıyor ama
- 36:38aynı zamanda yüksek dozda alındığında halüsinasyonlara ve
- 36:42en önemlisi her şeyi sarı renkte görmeye sebep olan bir bitki.
- 36:46Bazı modern tıp tarihçileri. Oksikologlarwinsont'ın o dönem
- 36:49tablolarındaki o inanılmaz baskın, sarı rengin ve ışık
- 36:53halelerinin aslında doktor geşhenin veya daha önceki
- 36:57hekimlerin ona reçete ettiği bu yüksü yüzünden ortaya çıkan bir
- 37:01yan etki bir tür santopsi durumu olabileceğini söylüyor.
- 37:06Yani adamın sanatsal dehası ve vizyonu kısmen maruz kaldığı
- 37:09ağır ilaçların optik bir sonucu olabilir.
- 37:12Neyse efendim bu köyde geçirdiği sadece 70 gün var dilek olay
- 37:16topu topu 70 gün. Bu kısacık sürede ne yapıyor?
- 37:19Günde ortalama bir bazen de iki tablo çıkarıyor. 70 günde 70'in
- 37:24üzerinde devasa eser bu normal bir insan evladının, hele hele
- 37:29ruhsal buhranlar yaşayan bir adamın yapabileceği bir şey
- 37:32değil. Bu bir üretim değil.
- 37:33Bu bir kusma, fışkırma, bir var, oluşsal çığlık resmen zamanla
- 37:37yarışıyor, içindeki o devasa enerjiyi o çığlığı tuvallere
- 37:42boşaltıp sanki dünyadan öyle ayrılmak istiyor.
- 37:45Yetiştirmesi gereken bir şey var.
- 37:47Breaking bad gibi düşünün. Sabahın köründe buğday
- 37:49tarlalarına gidiyor. Akşama kadar o yakıcı güneşin
- 37:52altında boyalarla bulanmış bir halde aç susuz resim yapıyor.
- 37:56Kaldığı döküntü ravox hanı'nın sahibi onun bu haline acıyıp
- 38:01bazen zorla çorba falan içiriyor adama.
- 38:03Ama kafasının içindeki o karanlık sesler o kronik
- 38:07suçluluk duygusu bir an olsun susmuyor.
- 38:10He onun işleri paris'te bozulmaya başlamış.
- 38:12Karısı ve yeni doğan çocuğuyla zar zor geçiniyorlar.
- 38:15Üstüne 1'de abisinin aylık boya tuval kira masrafı eklenince teo
- 38:20iyice çöküyor. Vinsont kardeşiyle yaptığı kısa
- 38:23bir Paris ziyaretinde teo'nun ne kadar yorgun ve endişeli
- 38:26olduğunu, gözlerinin altındaki morlukları fark ediyor ve işte o
- 38:30an beynindeki o son sigortada atıyor.
- 38:32Ben diyor bu adama koca bir kamburum, kendi kendine bunu
- 38:36diyor. Hayatı boyunca kanına emdin
- 38:38başarısız bir ressam olarak onu. Çoksululuğa sürüklüyorum yıllar
- 38:42önce ağır da kulağını keserken hissettiği o devasa değersizlik
- 38:47duygusu. Bu köyün o geniş buğday
- 38:49tarlalarında yıkıcı bir kasırgaya dönüşüyor ve işte tam
- 38:52o karanlık günlerde sanat tarihinin en ürpertici en
- 38:56tartışmalı eserlerinden birine imza atıyor.
- 39:00Kargalarla buğday tarlası çoğu kişi bu tablonun onun yaptığı
- 39:03son eser olduğunu sanır kronolojik olarak tam son
- 39:07tablosu değildir ama. Ruhani olarak psikolojik olarak
- 39:10kesinlikle bir veda tabloya şöyle bir alıcı gözüyle
- 39:13baktığınızda o güneydeki canlı umut dolu sarıların gittiğini,
- 39:17yerine kirliliği boğucu insana daral getiren bir fırtına sarısı
- 39:22geldiğini görürsün. Gökyüzü neredeyse simsiyah
- 39:25fırtına koptu kopacak tarlaların ortasında üç tane yol var, biri
- 39:28sağa biri sola giriyor. Ortadaki yolda hiçbir yere
- 39:31varmıyor. Tarla'nın ortasına birdenbire
- 39:33kesilip kayboluyor ve o kapkara fırtınalı gökyüzünden tıpkı ölüm
- 39:38melekleri gibi simsiyah kargalar izleyicinin bizlerin üstüne
- 39:42doğru uçuyor. Bu tablo bizlere aslında bas bas
- 39:46bağırıyor, dostlar yol bitti gidecek hiçbir yerim kalmadı.
- 39:50Takvimler 27 Temmuz 1890 paz. Gününü gösteriyor.
- 39:54Vincent, her zamanki gibi resim malzemelerini şövalyesini alıyor
- 39:58ve hanından çıkıp tarlalara doğru yürüyor.
- 40:01Olayın geleneksel anlatısı şöyle, akşam geç saatlerde ravox
- 40:05hanıa geri döndüğünde sendeleyerek yürür eliyle
- 40:08karnını tutmaktadır. Ancı mösebinsend iyi misiniz ne
- 40:12oldu diye sorduğunda paltosunu aralayıp göğsünün hemen
- 40:15altındaki o kanlı deliği gösterir, kendimi vurdum.
- 40:20Der sadece apar topar o küçük çatı katındaki odaya çıkarırlar.
- 40:23Doktor kaşe çağırılır, kurşun hayati organları sıyırmış.
- 40:28Ama omurgaya saplı dönemin şartlarında o mermiyi çıkarmak
- 40:31imkansız. Ertesi gün canı ciğeri teo
- 40:34telgrafı alıp koşa koşa köye geliyor.
- 40:36Abisinin baş ucuna çöküyor. Teo perişan bir halde gözyaşları
- 40:40içinde abi niye bunu yaptın diye hıçkırırken, vinsont 10 meşhur
- 40:44insanın kalbine paslı bir bıçak gibi saplanan son sözlerini
- 40:48söylüyor. Üzülme eteo keder sonsuza dek
- 40:51sürecek düşünün bir insan hayata dair nasıl bir karanlığa, nasıl
- 40:56bir mutlak umutsuzluğa kapılmalı ki öl.
- 40:58Şeyinde bile kederin asla bitmeyeceğine inansın. 29 Temmuz
- 41:021890'ın ilk saatlerinde kardeşi theo'nun kollarında son nefesini
- 41:06veriyor ve sadece 37 yaşında. Hayatı boyunca 9 yüzden fazla
- 41:10yağlı tablo yağlı boya tablo pardon 1000 yüzden fazla çizim
- 41:14yapmış ama yaşarken sadece tek bir evet dostlar sadece tek bir
- 41:19tane tablo satabilmiş bir adam o daracık çatı katında 5 parasız
- 41:22ve anlaşılamamış olarak hayata veda eder.
- 41:25Tabii hikaye burada bitmiyor. Biraz daha anlatıp kapanışı
- 41:30yapıcam. Son yıllarda ortaya atılan ve
- 41:32biyografi yazarları Stephen naife ile gregorywhite simitin,
- 41:3710 yıl boyunca didik didik araştırıp yazdığı inanılmaz bir
- 41:41teori var. Diyorlar ki abi Vincent intihar
- 41:44etmedi. Bir cinayete veya ölümcül bir
- 41:47kazaya kurban gitti. Anlatıları şu, o yaz o köyde
- 41:50takılan zengin parisli ailelerin şımarık çocukları var.
- 41:54Özellikle rene sakretan adında vahşi batı kostümleri giyip
- 41:58belinde gerçek. Bozuk bir silahla kovboyculuk
- 42:01oynayan 16 yaşında bir velet bu çocuklar sürekli o tuhaf
- 42:06Hollandalı ressamı dalga geçiyor.
- 42:08Şapkasına tuz atıyor, içkisine ilaç karıştırıyor.
- 42:11Resim yaparken onu taciz ediyorlar.
- 42:13Teoriye göre o pazar günü tarlada yine karşılaşıyorlar.
- 42:16Çocuğun elindeki o ağızalı silah kazara veya bilerek ateş alıyor
- 42:20vewinsentı karnından vuruyor. Mantıklı mı derseniz destekleyen
- 42:24acayip kanıtlar var ortada bir kere binsent o gün tarlaya resim
- 42:28yapmaya gidiyor 1'de yanında yani.
- 42:30Olabilecek parası da yok. Adamın intihar edecek bir adam
- 42:33yanına neden ağır şövalyesini boyalarını katlanır taburesini
- 42:36alsın, ikincisi o meşhur silah hiçbir zaman hiçbir yerde
- 42:40bulunamıyor. Üçüncüsü tıp uzmanlarının
- 42:43raporlarına göre merminin giriş açısı düz değil, çapraz
- 42:46yaniwingsin o silahı kendi kendine o açıyla tutup tetiği
- 42:50çekmesi fiziksel olarak neredeyse imkansız.
- 42:53Pekiwinson polisler ona ne olduğunu sorduğunda niye kendimi
- 42:57vurdum? Kimseyi suçlamayın diyor.
- 42:59Çünkü aslında zaten ölmek istiyordu.
- 43:01O iki serseri çocuğun hayatını mahvetmemek, polisi işin içine
- 43:05sokmamak, en önemlisi Teoman üzerindeki o devasa maddi manevi
- 43:10yükü tamamen kaldırmak için kusursuzda bir fırsat.
- 43:13Bir nevi zaten bu dünyadan gidecektim, bu da bahanesi oldu.
- 43:16Bırakın sessizce öleyim deyip o gençleri koruyor.
- 43:20Yani bu teori bana o dramatik intihar hikayesinden çok daha
- 43:23vinson. Çok daha onun o fedakâr trajik
- 43:27ruhuna uygun geliyor. Siz hangisine inanmak istersiniz
- 43:30bilmiyorum ama benim gözümde de vinsont cinayete kurban gitmiş
- 43:33gibi duruyor. Tabi o öldükten sonra sadece 6
- 43:37ay sonra cam yongası teo da bu acıya o derin yasa ve ilerleyen
- 43:42hastalığına dayanamayarak hayata gözlerini yumuyor.
- 43:45Geriye kim kalıyor abi teon'un genç karısı yohanna fangoh
- 43:50bonger kucağında da 6 aylık bir bebekwinsentın adını taşıyan
- 43:54bir. Adını taşıyan o çocuk,
- 43:57paris'teki o dairesine satılamayan o dönem kimsenin
- 44:00yüzüne bakmadığı yüzlerce tuhaf kalın boyalı deli işi tabloda o
- 44:04eve gidiyor. Yohanna'nın ailesi, ato çöpleri
- 44:06gitsin yeni bir hayat kur diyor. Tabi kadın inanılmaz vizyoner ne
- 44:10yapıyor biliyor musunuz? Kocasının anısına ve vinsontın
- 44:13dehasına o kadar inanıyor ki o tabloların hepsini paketleyip
- 44:17hollanda'ya taşıyor. O yüzlerce sayfalık karmaşık
- 44:21mektubu tek tek okuyor, düzenliyor, yabancı dillere
- 44:24çeviriyor. Avrupa'nın 41 yanındaki sanat
- 44:27simsarlarıyla, eleştirmenlerle bıkmadan, usanmadan mektuplaşıp
- 44:32sergüsüne sergi açıyor. Evet dostlar.
- 44:35Bugün dünyada bir van hoh efsanesi varsa ben bu bölümü bu
- 44:39potkes i çekip sizler de bunu dinliyor.
- 44:42Yohanna van youh bongır, bu kadının insanüstü inadı ve
- 44:47muazzam zekası sayesindedir. Vinsontın o yıldızlı ruhunu o
- 44:51fırtınalı fırça darbelerini dünyaya bu kadın ezberletmiştir.
- 44:55Onsuzwinson, sadece sanat tarihinin tozlu raflarında bir
- 44:59dipnot olarak kalırdı. Belki de hiç tanınmazdı.
- 45:02Ne büyük bir ironidir ki bugün bir van gogh tablosu müzayedeye
- 45:07çıktığında. 80 100.000.000 dolarlardan kapı açılıyor.
- 45:11Tişörtlerimizde bez çantalarımızda kahve
- 45:14kupalarımızda o yalnız adamın çığlıkları estetik bir obje
- 45:18olarak duruyor. Üzerine lowingwinson gibi
- 45:20binlerce yağlı boya kareden oluşan filmler çekiliyordu.
- 45:25Ona özel hepimizi ağlatan meşhur bölümler yapıldı.
- 45:28Dünyanın her yerinde devasa dijital sergilerde o dönen
- 45:32sarıların o girdaplı gecelerin içinde gülümseyerek selfie
- 45:35çekiliyor. Modern zaman insanları
- 45:37hayattayken hayatının belli bir döneminde bir somun ekmek alacak
- 45:41bir kahve içecek. Arası olmayan keşke bir kafe
- 45:44duvarında resimlerimi sergileyebilseydim diyen adam,
- 45:46bugün sanat dünyasının kelimenin tam anlamıyla tartışılmaz
- 45:51biçimde tanrılarından biri ilan edilmiş durumda.
- 45:54Hayat bazen şakasını o kadar acımasız ve gecikmeli yapıyor ki
- 45:58insan ne diyeceğini kime kızacağını bilemiyor.
- 46:00Kendi yarattığı yıldızlara ulaşmak için o derin
- 46:03karanlığında boğulan fırçasıyla dünyayı değiştiren ama kendini
- 46:07kurtaramayan o kızıl saçlı deriyi anlattık.
- 46:11Bugün sekizinci gün. 25 saat podcastimizin bu bölümünün
- 46:15sonuna geldik. Dostlar ben Fırat bu renkli
- 46:18trajik ve sarsıcı yolculukta beni yalnız bırakmadığınız için
- 46:22çok teşekkür ederim. Programı takip etmeyi,
- 46:24bildirimlerinizi açmayı unutmayın ki yeni bölümlerde
- 46:27yine bir araya gelebilelim. Bir sonraki bölümde başka bir
- 46:30bilinmezin içinde kaybolmak üzere kendinize ve içinizdeki o
- 46:35inatçı yıldızlara iyi bakın hoşça kalın.